Yolcu360 Blog
Yolcu360 Blog > Gezi Rehberleri > Türkiye Gezi Rehberi > Baharda gezilecek yerler / 4 farklı gezi rotası önerisi

Baharda gezilecek yerler / 4 farklı gezi rotası önerisi

Baharda gezilecek yerler dendiğinde herkesin aklına farklı alternatifler gelir. Biz de sizler için ilkbahar yaklaşırken gezip görülecek 4 farklı gezi rotasını bir araya topladık. Yazarımız Elif Omput sizin için 4 farklı bölgeden 4 farklı seyahat planı hazırladı…

Baharda gezilecek 4 farklı rota önerisi

Baharda gönlünüzce gezebilmek için öncelikle ulaşım sorununuzu çözmeniz gerekmekte. Bunun için Yolcu360‘tan araç kiralama seçeneklerini değerlendirebilirsiniz. Kiralık araçla gezi rotanız üzerindeki pek çok farklı noktayı keşfedebilirsiniz.

Baharda mutlaka görülmeli: Bergama

İzmir deyince yegane akla düşen yerdir Bergama… O huzurlu sakin antik tarih kokan havası sarar insanın içini dokunmanız solumanız yeter anlamak için. İnsanlar o kadar içten o kadar samimi ki onların bu samimiyetinin en büyük kanıtı bana kalırsa 1937 yılından beri ülkemizde yapılan tek yerel festivalin Bergama da oluşu. Bergama Unesco da ki yerini 2014 yılında aldı bana soracak olursanız bunun için çok geç bile kalmışlardı. Dünya mirası listesinde 999. Sıraya sahip bu kulağa oldukça hoş geliyor.

Bergama İzmir sınırları içerisinde bulunuyor, şehir merkezine 100 kilometre mesafede. Bergama yunan antik tarihinde oldukça önemli bir yere sahip Akropol yunan dilinde yüksek kent anlamına geliyor. Bergama Akropolü tüm Bakırçay havzasına hakim bir nokta da kurulu ve ihtişamlı.

Ayrıca başka bir özelliği de dünyanın en dik 10.000 kişilik antik tiyatrosuna sahip olmasıdır. Dilerseniz araçla dilerseniz teleferikle çıkabilirsiniz, müze kartı geçiyor ya da bilet alarak gezinize devam edebiliyorsunuz. Türkiye’nin ilk Arkeoloji müzesi Bergama da açılmış, eğer kazı bilimine ilginiz varsa burası tam size göre.

Bergama sokakları çokça antikacı ve hediyelik eşya satan dükkanlarla dolu güzel bir kilim alabilir meşhur Bergama köftesinin tadına bakabilirsiniz. Bergama gezinize Kızılavlu (Bazilika) karşısındaki kafelerde bir kahve yudumlayarak ara verebilirsiniz. Bergama bazilikası, Mısır Tanrılarının Tapınağını olarak da adlandırılıyor.

Kızılavlu’yu asıl çekici kılansa bence gelecekten haber almak isteyen Romalılara hizmet etmiş olması. Bugünkü tıp’ın yılanlı sütun hikayesinin kökeni de bu topraklara aittir; Bergama eşi benzeri olmayan bir sağlık merkezi imiş.

Bergama Balıkesir’e 110, İstanbul’a 500, Ankara’ya 660 kilometre mesafede bulunuyor. En yakın havaalanı olması açısından Yolcu360’tan İzmir Adnan Menderes Havalimanı araç kiralama en iyi seçenek olmakla birlikte, Balıkesir Edremit Kocaseyit Havaalanı araç kiralama ulaşım için iyi bir alternatif. Yol sizi bekler şimdi keşif sırası sizde.

Bahar burada bir başka: Gölyazı

Yeryüzünde bir yerler de cennetin yansıması olan yerler var ama bizim görebilmemiz fark etmemiz bazen zaman alıyor. İşte Işık tanrısının şehri, Apollyon Krallığının merkezi Gölyazı’nın hikayesi çok öncelerden geliyor. Gölyazı Bursa ilimizin Nilüfer ilçesine bağlı masalsı bir yarımada aslında yarımada dediğime bakmayın onu kara ile incecik bir köprü bağlıyor.

  • Mitolojide Gölyazı

Rivayete göre bu şirin küçük balıkçı köyü Zeus’ un oğlu Apollon’un şehri olmasının hikayesi şöyle; “Tanrı Zeus’un çocuğunu taşıyan Leto, doğum yapabilmek için küçük bir kara parçası bile bulamaz. Zeus’un karısı Tanrıça Hera, evliliğin koruyucusu olan ev ve ocak tanrıçasıdır. Hera, kendi evliliğini korumak için canlı cansız tüm varlıklara, Leto’ya çocuğunu doğurması için yer göstermemelerini emretmiş. Leto, böylesi zor bir durumdayken sadece bir ada ona yardım etmeyi kabul etmiş ve Ada sabit değilmiş. Su yüzeyinde gezebilmekteymiş. Bu yüzden diğer toprak parçaları gibi Hera’nın öfkesinden korkmazmış.

İris’in Hera’yı bir mücevherle kandırması sonucu, doğum yapanlara yardım eden Tanrıça Eileithyia da Leto’nun yanına gelebilmiş. Leto önce bir kız çocuğu doğurur: adı Artemis… Peşinden de onun yardımıyla Işık Tanrısı Apollon dünyaya gelir. Hep o cesur ada sayesinde… Apollon ışık ve aydınlık tanrısı, adım attığı her yer otlar ve çiçeklerle dolar ve ada bir cennete dönüşürmüş İşte Gölyazı, Anadolu’da Işık Tanrısı Apollon adına kurulmuş 8-9 antik yerleşimden tatlı su kenarında kurulmuş tek şehirdir. “

  • Gölyazı’na nasıl gidilir?

Gölyazı, Bandırma ya 40, Bursa’ya 40, İstanbul’a 195, İzmir’e ise 300 kilometre mesafede bulunuyor yani bulunduğu yerde kalp konumunda. Bursa araç kiralama seçenekleriyle rahatlıkla ulaşım sağlayabilirsiniz. İstanbul’dan gelecekler mesafe yakın olduğu için direkt İstanbul araç kiralama seçeneğini de değerlendirebilirler.

Köy halkı geçimini Ulubat gölünde balıkçılık yaparak ve turizmle uğraşarak sağlıyor. Göl de turna ve yayın balığı başta olmak üzere çeşitlilik mevcut. Köyün tarihine baktığımız zaman ise Osmanlı zamanı köyde yaklaşık 1000 civarında ev bulunuyormuş bunların %80 Rum geri kalanı Türk (manav) halkıymış.

Huzur ve sukunet içerisinde birlikte yaşıyorlarmış, hamamı Perşembe Cuma günleri müslümanlar, cumartesi Pazar günleri rumlar kullanıyormuş. Kurdukları pazarlarda birbirlerinden alış veriş yapılıyor yani anlayacağınız hoşgörülü bir hayat yaşıyorlarmış.

Gölyazı’ya girdiğinizde sizi o ihtişamlı görüntüsü ile Ağlayan Çınar (anıt ağaç) karşılıyor. Onu selamlayıp bir süre seyrettikten sonra yölün kıyısında bulunan sandallarla Kızadası da bulunan Apollon Tapınağını ziyaret edebilirsiniz. Günü ise Ulubat gölüne batan güneşi Zambak tepe de seyrederek bitirebilirsiniz. Ruhunuz doysun…

Bahar’da Karadeniz turu keyfi: Palovit Şelalesi

Gezginler doğaseverler ve seyahat tutkunları.. Karadenizin parlayan yeşil zümrüdü Rize de bir şelale ama delicesine güçlü bir şelale ile tanışacaksınız. Bulutların yağmurun başkenti Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Şenköy de bulunan Polavit Şelalesi görenleri kendine hayran bırakıp adeta aşık ediyor. Bazı anları bazı mekanları anlatmak ya da yazmak bazen çok az kalır işte böyle bir yer Palovit.

Şelalenin olduğu yere vardığınızda yaklaşık 50 metreden bakıyorsunuz ona görünüşü sizi sarsıyor ama korkup heyecanlandırmıyor. Merdivenlerden şelalenin eteklerine iniyorsunuz, yüzünüze o buz gibi damlalar esen rüzgarla vurmaya başlıyor. O an heyecanınız on kat artıyor kalbiniz hızla atıyor ve gözlerinizi kapatıp şelalenin gözkapaklarınızı öpmesine izin veriyorsunuz.

  • Palovit Şelalesi’ne nasıl gidilir?

Palovit Şelalesi‘ni 1 ay ara ile 2 kez ziyaret ettim sizler için 2 zamandan da fotoğraf paylaşıyorum. Şunu söyleyebilirim ki ne zaman giderseniz gidin o hep ihtişamlı ve gösterişli. Trabzon havaalanı ile Rize Merkez arası 1 saat sürüyor. Rize merkezden yaklaşık yarım saatte Ardeşen ilçesine varıyorsunuz.

Sahil yolundan ayrılarak fırtına deresi boyunca Çamlıhemşin ilçesine kadar ilerledikten sonra yol 2 ayrılıyor ve siz Zilkale yönünden devam ediyorsunuz. Çamlıhemşin den şelale 23 kilometre, zilkale den Çat’a doğru giderken 19. Kilometrede yolun solundan sapıyorsunuz. Yolun kalan son 4 kilometresi virajı ve zaman zaman oldukça dik yol boyunca şelalenin yol tarifi mevcut.

Gittiğiniz zamana dikkat etmenizde fayda var aralığın sonunda gittiğimizde aracı son 3 kilometrede  bırakıp kalan yolu yürüdük çünkü yol dar bir vadi içinde kalıyor. Güneş vurmadığı içinde buz ve kar mevcut keyifli bir yürüyüş oldu. Yeşilin her tonu bakır bir doğa ve Rize’nin debisi en yüksek şelalesi. Huzurun en doğru noktalarından birisi, şelalenin yakınlarında konaklama ve ya tesis bulunmuyor bunu da unutmayın en yakın tesis Zil Kale ‘nin orada.

Bahar’da alternatif bir rota : Bingöl Yüzen Adalar

Bana bir gün Bingöl de bir yeri merak edecek ve yola çıkacaksın deseydiler onlara deli gözü ile bakabilirdim. Zamanla aslında seyahat ederek kendi tabularımı da yıkmayı başardım demek en doğrusu sanırım bugün size doğu Anadolu bölgesinde bulunan Bingöl’den ve onun Yüzen adalarından bahsedeceğim.

İnsanı ölümsüzlüğe götüren ab-ı hayat yani “hayat suyu” Bingöl’de olduğu ama hangi göl olduğu bilinmez, yıllardır bu gölün arayışı içine girilmiştir.

Bir rivayete göre; avcının biri bir keklik avlar, kekliği buradaki göllerden birinde yıkar, tüylerini yolar ve torbasına koyup evin yolunu tutar. Eve vardıktan sonra torbasını açar, o anda keklik canlanır ve uçar gider. Kekliğin hayat suyunda yıkanıldığı söylenir.

Evliya Çelebi, gezileri sırasında, Bingöl’e de uğrar, birçok gölleri adıyla defterine yazar. Bu göllerin ayrı ayrı şifa kaynağı olduğuna vurgu yapar. Hastalıkların bir çoğunun şifa kaynağının bu göllerde olduğunu söyler. Göllerle ilgili birçok rivayet dolaşır durur.  Bense size Bingöl Solhan karayoluna 4.5 kilometre mesafede Hazarşah köyüne yakın bulunan Turnalar gölünden bahsedeceğim. Halk arasında Yüzen Adalar olarak da bilinen Turnalar gölü 300 m2 genişliğinde yer yer 50 metre derinliğindedir. Bu gölü diğerlerinden ayıransa üzerinde 3 tane adacık olması o kadar özel ve fantastik görünüyorlar ki gerçekten büyülendim Bingöl Şerafettin dağlarının o nefes kesen görüntüsü ve yüzen adalar ne kadar cümle kursam hepsi yarım kalır.

Yüzen adalar Bingöl şehir merkezine 45 kilometre mesafede kalıyor yollar oldukça iyi ve seyahat keyifli Anadolu’nun o buram buram kokusunu burnunuzun ucunda hissediyorsunuz. Yolun sağın da ve solunda geniş düzlükler de keçi ve koyun sürülerinin üzerine düşen gün batımının o enfes ışığı sizi de ısıtıyor…

Size tavsiyen bazen orada ne var ya gitme diye kulağınıza çalınan cümleleri umursamadan yola çıkıp kendinizi ve yolu keşfetmeniz böylesi inanın daha doyurucu olacaktır. Abı hayat suyunun diyarı sizin keşfinizi bekliyor; unutmayın bir yerlerde hala çok bakır kalanlar var. Gezginkz der ki; doğa ile kalın, doğa da kalın…

Yorum ekle