Yolcu360
Türkiye Gezi Rehberi

Mıhlı Çayı: Kaz Dağları’ndan yolu geçenlerin uğraması gereken bir nokta

⏱: 3 dk

Mıhlı Çayı daha önce gezi rotası olarak anlattığımız Mıhlı Şelalesi‘nden dökülen suların aktığı bir cennet köşesi. Araç kiralama seçeneklerinden yararlanarak, yazarımız Elif Omput sizler için Kaz Dağları’nın bu eşsiz seyahat noktasında, hem Başdeğirmen‘i hem de Mıhlı Çayı’nın çevresini gezdi gördü ve yazdı…

Balıkesir’de bulunduğum dönemde bir fotoğraf sergisinde bir köprü fotoğrafı görmüştüm, arkadaşlarıma nerede olduğunu sorunca Çanakkale Küçükkuyu’da olduğunu söylediler. Elif hiç durur mu burnunun dibinde güzelim bir yer dururken…

Mıhlı Çayı ‘na nasıl gidilir?

Bütün planları yaptık, 3 kişiyi önden gönderdik yalnız kimse orayı bilmiyor herkes ilk defa gidecek. Ayşegül’le yola çıktık. Yaklaşık 40 dakika sürdü tabii araçla gittiğinizde bu sürede ulaşmanız mümkün. Bu sebeple yola çıkmadan önce Yolcu360‘tan kiralık araç fiyatlarına bakmanızda fayda var. Dilerseniz Balıkesir araç kiralama seçeneklerini ya da Çanakkale merkez araç kiralama seçeneklerini değerlendirebilirsiniz.

Mıhlı Çayı Küçükkuyu ile Altınoluk arasında bir nevi sınır sayılır Altınoluk’u Çanakkale istikametine doğru geçtikten 5 kilometre sonra yoldan sağa doğru girip araçla 4 5 kilometre daha ilerliyorsunuz yol düzgün kötü değil.

Mıhlı Çayı

Mıhlı Çayı Ege Denizi’ne dökülen onlarca çaydan bir tanesi sadece ama öyle berrak ve temiz ki kelimelerle anlatmak pek mümkün değil. Mıhlı Çayı’na gitmeme sebep olan roma mimarisine sahip taş köprü, doğa ile o denli bütünlük içerisinde ki, hayranlık uyandırıyor.

Biz oraya biraz zor indik çünkü kamp malzemelerimiz yanımızdaydı bu da biraz ağırlık oluşturuyordu ama mükemmel 2 kamp günü geçirdik ve mevsime aldırış etmeden buz gibi çayın serinliğine kendimizi bıraktık.  Nasıl soğuk anlatamam çayın içerisinden yaklaşık 2 kilometre yürüdük ama inanılmaz keyifli idi. Ayşegül hasta olma korkusu ile girmezken suya yanlışlıkla düştüm böylece bir şekilde girmiş bulundu 🙂

Emre İdris ve Ferhat bir yerde olan gölettin üstünden sarkan bir iple Tarzan gibi atlayıp durdular. Hem titriyor hem de çok eğleniyorduk bizden başka kimse olmaması adeta bir armağandı. Bu gezinti sonrası çadırların yanına döndük ateş yaktık çadırlarımızı hemen köprünün yanındaki küçük bir alana kurmuştuk sabah o müthiş doğaya uyandık nasıl özlüyorum anlatamam.

Ben orman dağ sevmiyorum diyen arkadaşlarıma o kadar çok şaşırıyorum ki… Bir insan huzurun kaynağını nasıl sevmez? Ben biraz fazla mı romantik ya da felsefi bakıyorum acaba neyse ne bunun tadına varmadan yaşadım demeyin.

Kazdağlarının gizemli köşelerini kucaklayın yaşatın ama korumayı da unutmayın özellikle doğayı bir kereden bir şey olmaz diyenlerden koruyun. Çanakkale’nin tabiri caizse en sınırın da kalmış bu saklı cennetti keşfedin hadi bakalım yollar sizi bekler doğa bin bir renge boyanmışken yola çıkın. Gezginkz der ki; doğa ile kalın, doğa da kalın.

İlgili Yazılar

Amasya Kalesi

Yolcu360

Türkiye’nin En Güzel Sahilleri / Muğla – Marmaris – Amos

Yolcu360

Halfeti: Suya ve zamana direnen şehir / Şanlıurfa / Halfeti gezi rehberi

Yolcu 360

Yorum Bırak